Sonra "O palyaço benim!" demiş... Halbuki ben değilim.
Kafamın içinde bir sirk palyaçosu durmadan dönüyor.
07 Şubat 2010
Hayalet Sözler
Beyaz, donmuş bir göl...
Çevresi rengarenk ağaçlarla kaplı,
Ama gece... Ve bütün renkler sökülmüş,
Belli olmuyor yaprakların üzüntüsünde...
Ne güzeldi...
Ayışığını görmek için yaşardık biz,
Ama gündüz... Ve bütün yüzler yerlere dökülmüş,
Belli olmuyor yaprakların üzüntüsü, gözlerinde...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 05:19 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
31 Ocak 2010
Bir Şarap Kadehinin İçine Düşmüş Gibi -2-
...kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi... Caddenin sesi hariç, salon sakindi. Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim; sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...
Bu ayılmaların her biri beni ürkütüyordu. Her biri, zamanda ve mekanda farklı yerlerde bulunmaktı benim için... Her şeye rağmen, kendime katlanmaya çalışıyordum. Artık, bir filmin sonunu bekler gibi kendi hayatımın bağımlısı olmuştum. Kurtulmayı asla düşünmeyen bir bağımlı... Halbuki kendisine ne istediği bile sorulmamış.
"Tek bir keli..."
Daha cümlesine başlar başlamaz, gözlerimi faltaşı gibi açmıştım ona bakarak. Hatta dişlerimi gösterip, kükrer gibi bir ses çıkartmıştım hafifçe...
Pencerenin kenarındaki geniş koltuğa oturmuş, o gürültülü caddeyi seyreden biri vardı. O dakikaya kadar onu fark edemediğimi düşündüğümde anladım; henüz kendime gelememiştim. Saçları biraz yüzünü kapamış, bazen hıçkırıp, burnunu çekiyordu kendisine bile fark ettirmemek istercesine... Ancak fark etmemek olanaksızdı. Salonun kızıllığını fark etmemek kadar olanaksızdı bu...
Onun da benim tepkimle birlikte bir an için korktuğunu sezdim. Bende her şeyin olağan olduğuna emin olana kadar duraksadı. Diken diken olmuş tüylerim de normalleşmişti.
"Tek bir kelime bile etmeden nereye gidiyorsun? Neden gidiyorsun?"
Loşluğun verdiği etkiyle, bu genç kadın beni biriyle karıştırmıştı; ama bakışı bile elimdeki harfleri dağıtıyordu ve ben nasıl anlamlı cümleler kurabilirdim ki? Ne aradığımı bile bilmediğimi, ona nasıl açıklayabilirdim? Hem böyle bir şeyi benden nasıl beklerdi? Kendi varlığımı sorgulamam gerektiği halde, hala başkalarının sorularına cevap aradığımı fark ettiğimde henüz kendimden çok uzakta olduğumu düşündüm. Kendime gelmeme daha çok vardı.
Bacaklarımın bir an için serbest kaldığını hissedip yüzümü yıkamaya gittim. Aynadaki adam, unutulmaya yüz tutmuş bir yüzü hatırlatmaya çabalıyordu yapabildiğince... Bozuntuya vermeden, öylece seyrettim. Bunu yaparken mümkün olduğunca hareketsiz ve sessiz kaldım, beni fark etmesin diye; çünkü bir anda beni görse, yaptığı ve anlattığı her şeyden vazgeçebilirdi. Bunun olmasını asla istemiyordum.
Kaç dakika geçti, bilmiyorum. Anlamadığım hareketler yapıp, daha önce duymadığım şeylerden bahsediyordu. Sıkılmıştım. Neyse ki o anda yardımıma elektrik kesintisi koştu. Banyonun karanlığa bürünmesiyle birlikte, aynadaki adam da yok olmuştu. "Belki de beni fark edip kaçmıştır." diye düşündüm. Aklımın hala kaçışlarda olduğunu kendimden duyunca, kendimle aramda daha çok mesafeler olduğunu fark ettim.
Kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi...
Sakindi...
Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim...
Sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım...
...ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 04:04 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
28 Ocak 2010
Bir Şarap Kadehinin İçine Düşmüş Gibi -1-
Kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi... Caddenin sesi hariç, salon sakindi. Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim; sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...
Sessizliğin içinde, sesler aradım. O kadar uzun bir süre aradım ki, birkaç saniyeyi geçmemiştir hiçbiri... Bir adım atacak oldum, ayağım yerden kesilmedi. Bacaklarım da birer çivi gibi tutuyorlardı beni, bulunduğum yerde... Hiçbirini üstelemedim. Kendi varlığımı yargılamam gerekirken, tam anlamıyla odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi... Belli ki, henüz kendime gelememiştim.
Pencerenin kenarındaki geniş koltuğa oturmuş, o gürültülü caddeyi seyreden biri vardı. Onu dakikalar sonra fark ettiğimde anladım; yeni yeni kendime geliyordum. Saçları biraz yüzünü kapamış, bazen hıçkırıp, burnunu çekiyordu kendisine bile fark ettirmemek istercesine... Ancak fark etmemek olanaksızdı. Salonun kızıllığını fark etmemek kadar olanaksızdı bu...
Hala loş renkleri düşündüğümü fark ettiğimde, henüz kendime gelmediğimi düşündüm. Sonra hemen dağıldı bu düşünceler, sigara dumanı gibi, havada... Sesimi çıkartmadım.
Kim olduğunu öğrenmek ve belki yardımcı olabilmek amacıyla yanına yaklaşmak istedim. Çok saldırgan olmayan bir ses tonuyla, "Defol..." dedi.
Arkasına bile dönmemişti. Salonda olduğumu bile anlamadığını sanıyordum. Sahi, buraya ben nasıl gelmiştim?
-Ben... Ben belki...
"Defol!" diye çığlık attığında, her bir ses dalgası yüzüme tokat gibi çarpmıştı resmen... Madem bu kadar çok istiyordu gitmemi, yine o tavrımla arkamı döndüm salona... Ağır adımlarla salonun çıkışına yürüdüm. Daha nereye defolacağımı bile bilmiyordum. Bilmeden yürüdüm, yürürken sorularımı da topluyordum salondan:
"O genç kadın kimdi acaba?"
Varlığımı bile sorgulamadığım geldi aklıma, o gürültülü caddeye çıktığımda... Önce, insanların hiçbirini göremedim. Sanki bütün arabalar kendilerince gidiyorlardı, gitmeleri gereken yerlere doğru... Ve yaya geçitleri boştu, sanki bütün ışıklar boşluklara yanıyordu. Önümden gülüşerek geçen üç arkadaşı görmemle birlikte caddedeki bütün insanlar birden beliriverdi. Her yer insan doluydu; arabaların içi, kaldırımlar ve yaya geçitleri... Bu gerçekliği fark etmemle beraber, henüz kendime gelemediğimi düşündüm.
Soğuktu... Paltomun yakalarını bir araya getirmeye çalışırken, pencereye göz attım. Boştu... Hiçbir şey olmamış gibi caddenin bir yanına doğru yürümeye koyuldum, defolabileceğim bir yer arayarak...
Kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi...
Sakindi...
Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim...
Sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım...
...ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 02:11 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
19 Ocak 2010
Sürekli Yağmur Yağıyordu
Nerelerdeydim, bilemezsin.
Gerçi sen,
Kendi varlığından habersizdin o sıralar...
Ve ben de, ardımda neler bıraktığımı düşünmemiştim;
Ama düşünecek kadar vakit buldum kendime...
Şimdi yüzünde ufak bir hüzün,
Benimkinde üç günlük sakal
Sonra düşüncelerimi daha bıraksam,
Yayılırlardı, bu şehrin kıyılarına kadar...
Senin odanda, sevdiğin yağmur damlaları çalıyordu,
Benim üstümdeyse sürekli yağmur yağıyordu, inanmazsın,
Sürekli yağmur yağıyordu.
Bitmeyecek sanıyordum soluğu,
Soğuk rüzgarlardan, ayaklarım yere basmıyordu.
Şimdi yüzünde ufak bir tebessüm,
Benimkinde üç günlük sakal
Ve seni daha bıraksam,
Umursamazdın, ömrünün sonuna kadar...
Ama ismini bilmediğim bir sahilde rastgelirdim belki sana,
Orada sürekli yağmurlar yağardı, biliyorum,
Hatta yoldan geçenler görürlerdi beni,
Sigara üstüne sigara yakarlardı,
Sanki gözlerimi, parmaklarımı yakarlardı;
Durduramazdım.
Şimdi yüzünde ufak bir perde,
Benimkinde üç günlük sakal
Ve ellerini daha bıraksam,
Sanki gülmeyeceksin hiç, bir dahaki dönüşüne kadar...
Nerelerdeydim, tahmin edemezsin,
Gerçi sen, her şeyden bihaberdin o sıralar,
Ve ben de, beni nelerin beklediğini düşünmemiştim
Ama görebilecek kadar yaşadım yağmurların altında...
...sürekli yağmur yağıyordu...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 14:45 ||
Bence...
17 Temmuz 2009
Besbelli
Kaldırımlara hiç alışamadım,
Yollara da öyle...
Bir, yaprakların kapattığı patikaları sevmiştim,
O da, kimse bu yolları bilmiyor diye...
Yüksek ağaçlara alışamadım,
Ama onlar da bana alışamadı, biliyorum.
Bir, dallarına çıkıp saklanmayı sevmiştim,
O da, kimse başını yukarı kaldırıp, gökyüzünü görmek istemiyor diye...
Bense daha yukarıları aramaktan vazgeçemedim,
Vazgeçmek de istemedim doğrusu,
İşime de gelmedi,
Vazgeçmedim.
Ben sadece, kendime alışamadım bir türlü,
Kendim de bana alışamadı, hissediyorum.
İsmini bilmediğim uzak bir ülkede veya
Her esrarını bildiğim düşüncelerimin dibinde,
Arıyor olsam da yüzümü yıllara rağmen,
Bulamıyorum.
Yoksa ben zaten, kaldırımlara alışamadım
Ve yollara da öyle...
Az geçilmiş yollar heyecanlandırıyordu beni, sonra
Hiç açılmamış yollarda kendimi tutamıyordum.
Hem yaprakların düşüşünü de severim doğrusu,
Hepsini birer birer seyrederim sıkılmadan...
Yaprakların üzerinde yürümeyi de severim,
Çıkardığı seslerden, bütün hayatlarını dinleyebilirim.
İnsanlara alışamadım,
İnsanlar da bana alışamadı...
...besbelli...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:49 ||
Buna 6 Defa Bence Denilmiş...
12 Temmuz 2009
Atlayış
Irmaklar ellerime dökülse sesim çıkmazdı,
Bir yerin, bir gökün acımasız meleği,
Nefesimi kesseler, bütün bir sonbaharı öldürseler,
Gökler yıkılsa, umrumda olmazdı.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 05:09 ||
Bence...
10 Temmuz 2009
Yine Söylüyorum
Sana söylediğimde inanmamıştın.
Yine söylüyorum, yine inanmıyorsun, niçin?
Bütün o karanlığın ardından kendime bakıyordum,
Uçuşan bir yaprak düşündürdü beni;
Bu karanlık hangimizin?
O yaprak uyandırdı
Belli ki uyanmak istemediğim bir uykuydu benimkisi,
Kokusu değişti dünyanın,
Hayretler içindeydi, kıpkırmızı yapraklar...
Sana söylediğimde inanmamıştın,
Yine söylüyorum, yine inanmıyorsun, niçin?
İzledim sessizce,
Bütün yolları izledim.
Nerede kırmızı bir ağaç görsem,
Ardından kendime bakıyordum.
Sonunda bir falez yetti uyanmama,
Beyaz dalgalar yetti.
Kanatlarım çıkmak üzere diyorum,
Kanatlarım çıkmak üzere...
Uçmak üzereyim,
Uçmak üzere...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 04:24 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
01 Temmuz 2009
Alıştığımı Sanmıştım
Zamanımın kalmadığını fark edip,
Bir telaşla aradım kalemimi,
Okurken fark edeceksin zaten,
Bende bir şeylerin yanlış gittiğini...
Sadece bir an, konuşmamam gerektiğini sanıp,
Bir daha birleştirmemecesine kestim kelimelerimi,
Okurken fark edeceksin zaten,
Bende bir şeylerin hala değişmediğini...
Mevsimler değişebilir,
Yağmurlar da yağabilir üzerimize,
Ve ben her mevsime alıştığım gibi,
Bir zamanlar sana da alıştığımı sanmıştım...
...şimdiyse sensizliğe aşinayım.
İnsan dediğin, yanılabilir,
Hatta düşüncelerimiz bile belki teğet geçer birbirilerine,
An gelir, ölüm beni en yüksek dağlarda arayabilir,
Ki ben, bir zamanlar ölüme alıştığımı sanmıştım...
...şimdiyse sadece sensizliğe aşinayım...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:05 ||
Bence...
26 Haziran 2009
Ne Fark Eder? -1-
Ellerim uyuştu.
Dokunmaktan mı yoksa,
Dokunamamaktan mı,
Bilemedim.
Şimdi son bir hediyeden bahsediyorsun ama,
Sadece sen gelsen benimle ve sonra,
Bütün bu dünya benim olsa
-olmasa ne fark eder?
İsterdim ki, sorularına cevaplar verebileyim.
Anlatamayacaklarım var.
Gözlerim kamaştı.
Görmekten mi yoksa,
Görememekten mi,
Bilemedim.
Şimdi son günlerimden bahsediyorsun bana,
Sadece birkaç anı, birkaç fotoğraf kalsa yanımda ve sonra,
Bütün o önümdeki yıllar gelse
-geçse ne fark eder?
İsterdim ki, kendi hastalıklarıma çareler bulabileyim.
Anlatamayacaklarım var.
Haftalarca düşündüm. Düşündüm, kayboldum.
Medden mi yoksa,
Cezirden mi,
Bilemedim.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:58 ||
Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
20 Haziran 2009
Yalnızken
Rüzgar, yalnızken güzel,
Bulutlar da öyle...
Güneş batarken, bütün o renkler,
Sonra kuşlar, kuşlar,
Ötüşleri, yalnızken güzel...
Altın kumsal boyunca çakıl taşları, deniz,
Hem bu dağlar da öyle...
Uzakta insan sesleri, gülüşmeler,
Bütün o kahkaların sahte yansımaları,
Ufka doğru iç çekmek, yalnızken güzel...
Sıçrayıp duran yunuslara bakakaldım,
Ve ayaklarıma kadar kapanmış palmiyeler,
Bir görsen, çılgınca bana koşan bir Golden,
An geldi, derin bir uykudayım sandım,
Ama bu zakkumların kokusu, inan yalnızken güzel...
Sıcağın sıkıcılığı hiç bu kadar zevk vermemişti,
Ki gölgelerde oturmak yalnızken güzel...
Bütün o küçük ve serin öpücükler,
Tek kadeh şarap,
Tek bir kadeh
Ve teklik, yalnızken...
Sözlerim, sanki, yalnızken o kadar güzel değil,
Ama gözlerin, yalnızken güzel -ki yanımda olsalar, tasalanmazdım...
Yine de gökyüzüne, onları bulmak için baktım,
Sen göremeyeceksin;
Gökyüzü, yalnızken güzel,
Yıldızlar da öyle...
...ve gündüzler nasıl kalabalık ise,
Akşamlar, yalnızken güzel...
Rüzgar, yalnızken güzel,
Bulutlar da öyle...
...ve çıkarken, neşeyle bulutların üstüne çıkıyorum,
Ama düşerken, hep sana düşüyorum,
...niye?
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:39 ||
Buna 3 Defa Bence Denilmiş...
06 Haziran 2009
Kendime Ayıp Olur
Saçımı sakalımı birbirine karıştırdım,
Aynalarda kendimi görürsem,
Tanımayayım diye...
Olur da tanırsam, bu sefer ayaküstü konuşmam gerekir,
İstemeyerek, nasıl olduğunu sorarım.
Tanırım da selam vermezsem,
Sonra çok utanırım, içerlerim, kendime ayıp olur.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:15 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
30 Mayıs 2009
Adım Yalnızlığa Yeter
Adım yalnızlığa yeter,
Ama yine de aralara boşluklar koy kendin için;
Gün kapaklanır, geceler bir anda biter
Fark etmezsin, birkaç gece sakla gözlerin için...
Tek başına, adım yalnızlığa yeter benim,
Ama sen yine de aralara boşluklar koy
Kendini aradığında bulmak adına,
Dalgaları duyalım, lütfen, kesilmesin seslerin,
Rüzgar üşütsün bizi günlerce, akşamdan sabaha...
Sen yalnızlığın telaşı içindesin heyecanla,
Bense biliyorum, benim adım yalnızlığa yeter,
Hatta artar, bütün yalnızlıkların üzerini örter,
Gecenin seni örttüğü gibi,
Bütün sıcaklığıyla...
...ama yine de aralara boşluklar koy kendin için...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 22:59 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
19 Mayıs 2009
Kendince Korku
Belki birden kendime gelirim,
Sıçrayarak uyanırım diye,
Aldığım ilaçların dozunu,
İki katına çıkardım, bir süreliğine...
Belki birden hatırlarım,
Sonra keyfim kaçar,
Sonra uzaklara dalmak zorunda kalırım,
Ellerim, dilim, aklım varmaz geri çıkmaya...
...hava gündüz gibi aydınlandı...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:52 ||
Bence...
08 Mayıs 2009
Gidiyorsun, Gidiyorsun Da...
Yine alıp başını gidiyorsun.
Gidiyorsun, gidiyorsun da, nereye?
Sana söylüyorum, duymuyorsun ki, dinlemiyorsun.
Sana gitme demiyorum, git
Ama nereye?
Yine alıp başını gidiyorsun,
Gidiyorsun, gidiyorsun da, ne zaman döneceksin?
Canın mı sıkkın senin,
Buranın havasını,
Veya renklerini mi beğenmedin
Yoksa aklını kurcalayan düşünceleri,
Kendinle birlikte mi getirdin, yollar boyunca?
-Ki sana gitme demiyorum, git
Ama ne zaman döneceksin?
Yine alıp başını gidiyorsun,
Gidiyorsun, gidiyorsun da, nasıl?
Gölgen olarak mı kalacak aklın arkanda
Yoksa gideceğin yerleri mi hayal ediyorsun küçük çocuklar gibi,
Gerçeklik payı olmayan, mutlu, sakin ve güneşli hallerini?
Aklının nerede olduğunu bilmediğin ihtimalleri,
Düşünmek bile istemiyorum ve zaten
Sana asla, gitme demiyorum, git
Ama nasıl?
Yine alıp başını gidiyorsun,
Hiçbir şey söylemiyorum.
Gidiyorsun, gidiyorsun da...
...ağlıyor musun sen?
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 04:08 ||
Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
06 Mayıs 2009
Var Olmayan Adreslere Açık Mektuplar -2-
Burada her şey bir garip...
Saatler, sürekli, ikiye elli var.
Neden olduğunu bilsem de, asla anlamayacağım.
Yolun sonunda, yere dağılmış birkaç sözcük buldum,
Muhtemelen dünden kalmışlardı.
Beğendiklerimi alıp cebime attım, yalnızlıktan korkmuşlardı.
Sahile varınca ışıkları fark ettim,
Karanlıkta ne güzel yüzüyorlardı.
Burada ne yaparsam yapayım, saatler sürekli ikiye elli var.
Bu yüzden bilmiyorum kaç gün oldu bütün bunlar başlayalı,
Ama, muhtemelen birkaç gündür burada olmalıyım
Ve ben...
...buralarda bir yerlerde olmalıyım...
Saçların buralarda bir yerlerde olmalı,
Sonra, bana yazdıkların, bütün o yazdıkların,
Buralarda, bir yerlerde...
Bir kabustan kurtulabilmek için, belki bir buçuk saattir yürüyorum.
Saatime baktım,
İkiye elli var.
Ben bir buçuk saattir yürüyorum ve ikiye elli var.
Güneşin bir daha doğup doğmayacağından emin değilim,
Eğer doğmayacak olursa,
Kendimi sahilde bırakacağım.
Bu halimle bile çok ağırım, taşıyamıyorum.
Olan biteni düşündüğünde beni anlayacağını sanıyorum.
Dakikalar ilerlemeye başlarsa, içimi açacağım.
Ben buraya geldiğimden beri yapamadım ancak,
Her şeyin içimde kendi yerini bulacağını düşünüyorum...
...nedense...
Olur da bulamazlarsa, o zaman haberin olsun, burada
Saatler ikiye elli var.
Yine de bekleme sen, cesur ol, odama gir.
Kalemlerim olmalı, saçılmış,
Yazdıklarım oralarda bir yerlerde olmalı,
Bütün söylediklerim... Bütün söylediklerin...
Bütün yazdıkların bende kalmalıydı,
Bütün yazdıkların bende kalmalı...
Kokun burada,
Sözcüklerin burada,
Saat, ikiye elli var,
Saçların buralarda bir yerlerde olmalı,
Giysilerin buralarda bir yerlerde,
Sen de buralarda olmalısın...
...çok yakınlarda olmalı...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:57 ||
Bence...
29 Nisan 2009
Acılar Bireyseldir
Nereden çıktı, anlamıyorum.
Dünya hiç küçük değil ve aksine,
Hiçbir zaman küçülmedi ki zaten gözlerimizde?
Bir ucundan kendime gelmem,
Günler alıyor yine,
Gelesim dahi gelmiyor
-ki gidesim olabilir her zaman.
Kim söyledi zamanın yavaşladığını veya
Hızlandığını alabildiğince?
Saniyeler hiçbir zaman acımadı ki bizlere?
Bizler mutluyken, gülüyorken
Uçurtmalar gökyüzünde uçuyorken,
Hiçbir zaman yavaşlamadı.
Acı içindeyken, bekliyorken,
Günleri, saatleri sayıyorken
Bekliyorken, bekliyorken,
Hiçbir zaman hızlanmadı.
Acılar bireyseldir.
Herkes kendi acısını yaşar.
Hiçbiri paylaşılmaz,
Paylaşıldığı sanılır;
Hiçbiri anlatılmaz,
Anlatıldığı sanılır, halbuki
Acılar bireyseldir ve asla anlaşılmaz.
Şimdi, kim çıkıp bunların tersini anlatıyor, bilmiyorum.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 21:51 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
25 Nisan 2009
Var Olmayan Adreslere Açık Mektuplar -1-
Sapsarı bir tarlanın yanından geçiyordum.
Seni gördüm,
Çok uzaklardan.
Elimi salladım,
Görmedin.
Sonra, aslında hiç var olmadığını fark ettim.
Bir hızla geçerken, kimsesizliği sen sanmışım,
Özür dilerim.
Zaten nerede olduğunu bile bilmiyorum
Ve ileride bilebileceğimden de şüpheliyim.
Buralarda her şey bilmediğin gibi hala...
Mesela deniz hiç bu kadar mavi olmamıştı şu ana dek,
Sen buraları görmediğinden beri...
...veya gölgeleri hiç böyle serin hissetmemişsindir, ve biliyorum
Güneş, hiç bu kadar üzgün değildi üzerimde...
Her gece etrafta dolanıyorum,
Karanlıkta, bitmiş kadehleri sayıyorum
Kaybolmuşlar mı diye ve elbette dalgaları...
Dalgaların hepsini topluyor,
Gündüzlere saklıyorum, geceden...
...gündüzleri ise kendim saklanıyorum.
Her sabaha karşı, gecenin bütün kederini çekiyorum denizden,
Yerine, bırakabildiğim kadar kahkaha bırakıyorum.
Bütün renkler gülümsüyor gündoğumunda,
Bilmiyorsun ama hatırlatayım,
Hiçbir batıma gelemiyorum.
Bir anlık heyecanla kendimden çok bahsettim,
Gözlerimi kapamamla, yalnızlığı sen sanmışım,
Özür dilerim.
Halbuki beni henüz tanımıyorsun, haklısın...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:02 ||
Buna 5 Defa Bence Denilmiş...
11 Nisan 2009
Gelemem
Bana
"Bu gece herkesi uyut, gel..." diyorsun,
Gelemem.
Yıldızları yapıştıracağım bu gece...
Gökyüzünden kayıp
Düşmüşler sere serpe...
Bana
"Her şeyi bırak, gidelim..." diyorsun,
Gelemem.
Rüzgarları dindireceğim bu gece...
Telaşla koşturuyor buldum onları,
Bir sağa bir sola, yıldızları göremeyince...
Bana,
"Kendini de al, gel..." diyorsun,
Gelemem.
Kendimi bulacağım bu gece...
En son, rüzgarların önüne atıyordum kendimi,
Sonra, savurdular beni gönüllerince...
Elbet bir yere konacağım.
Gözlerime bakıp, ellerime tutunuyorsun.
Gelmek istiyorum,
Gelemem.
Yine seni arayacağım bütün gece,
Gittiğin bütün şehirlere bakacağım.
Ben, ilk önce seni bir bulayım da
Sonra sen nereye istersen...
...peşindeyim...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 02:15 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
05 Nisan 2009
Bir Martısın Sen
Bir martısın sen,
Bilmiyorum ki neyin peşindesin,
Tükettin günün kırmızılarını ve mavilerini,
Şimdi gece karanlıklarının izindesin.
Halbuki küçük bir martısın sen,
Anlamıyorum ki bu halinle neyin peşindesin,
Gidemiyorsun, kalamıyorsun, yaralısın...
...ama doğru, uçmak çekiyor seni,
Sen gökyüzünün hasretindesin...
Küçük, yaralı bir martısın sen,
Söyle artık bana, neyin peşindesin?
Susuyorsun, üzgünsün ve sessizsin...
Halbuki bana gelmiyorsun, biliyorum,
Gökyüzü çekiyor seni, sen
Yine başkalarının gözlerindesin...
Gidemiyorsun, kalamıyorsun...
...uçamıyorsun...
...neyin peşindesin?
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:28 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
27 Mart 2009
Evet veya Hayır
Gözlerimde israrla bir evet arıyorsun
Ama sana evet diyemem, gözlerime bakma
Ellerimle de seni uzak tutamam, biliyorsun
Bir hayır da yok ki ellerimde, ellerimi tutma...
Bizim için küçük bir uyku dilimiydi zaman
Ama gözlerimiz de bir türlü uyku tutmuyordu
Evetler veya hayırlar akıyordu şah damarlarımızdan
Bütün soru işaretleri bizi buluyordu.
Bilmediğim bir gecenin karanlığından konuşuyorum ben
Lütfen bana öyle bakma şimdi, çünkü sana evet diyemem
Belirsizlik içinde dursan, sessiz kaldığını söylesen
Olmaz, olmaz, ellerimi tutma, israr etme, inkar edemem.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:42 ||
Bence...
15 Mart 2009
Bu Günler Neden Böyle
Yemin ederim bilmiyorum,
Bugün günlerden ne
Ve neden bu günler böyle...
Birazdan, bir anlam ifade etmeyecek sözcükler,
Konuşmalarım boşuna, hatta o tüm
Anlamaya çalışmalarım,
Birazdan, güneşlik bir günde yıldırımlar düşecek,
Yüzüme bakacaklar ve ben
Açıklayamayacağım kimselere,
Bu günler,
Neden böyle?
Birazdan, yazdıklarım biter bitmez,
Kendi yalnızlığımla yapayalnız kalacağım.
Düşünüp yine bulamayacağım, yanlışlar nerede?
Muhtemelen baş ağrılarım karşılayacak beni
Ve ölürmüş gibi uykuya dalacağım.
Bilmiyorum, bu günler neden böyle...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 22:05 ||
Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
08 Mart 2009
Saçların Dalgalanıyor Konuştukça
Saçların dalgalanıyor konuştukça,
Biraz da yanakların kızarmış, utanıyorsun,
Anlamıyorum.
Hayattan pek bir beklentin yokmuş gibi davranıyorsun,
Ki zaten,
En kötüsü de bu ya...
Kendinden uzaklaştıkça, sen beklentilerini unutuyorsun.
Saçların dalgalanıyor konuştukça,
Beni görmek istersen, ben saçlarındayım,
Sadece hangi rüzgar olmam gerekti, bilemedim,
Ki belki,
Bundan daha kötüleri de vardır.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:16 ||
Bence...
28 Şubat 2009
Kör Huzur
Benim, seni düşündüğüm saatlerde,
Sen, huzurla uyuyor oluyorsun.
Benim, seni düşündüğüm bu kör saatlerde,
Sen, neden uyuyor oluyorsun?
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:31 ||
Bence...
17 Şubat 2009
Yahu
Gitme artık, isimlerini bile telafuz edemediğim şehirlere,
Yetişemiyorum, yorgunum, koşamıyorum artık peşinden.
Kendine geldiğinde bulma öyle,
Hiç bilmediğin karanlıklarda kendini ve lütfen
"İçme bu kadar,
Alkolik olacaksın..."
Düşür şu ölüm laflarını ağzından bir günlüğüne, beni dinle,
İntihar etmek için daha çok erken,
Hatta geç kalmış bile sayılırsın kimilerine göre...
Alsana sen de fotoğraf makinanı eline,
Rengarenk çiçeklerin,
Sonra gökyüzünün falan fotoğraflarını çekersin,
Mutlu olmak için nedenler yaratırsın kendine...
...hatta tesadüfen, mutlu bile olabilirsin belki...
Belki
Ve
Tesadüfen...
Ama inan, en güzel mutluluklar da buradan doğar insanın içine...
...beklenmedik anlarda, beklenmedik kişilerle...
İnsanların gözlerinden kaçıp ağlama artık,
Dökecek gözyaşın dahi kalmadı,
Hem, bunu söylemesi benim için zor ama,
Kimse inanmıyor ve aldırmıyor sana...
Üzülme
Ve kızma elbette,
Ama artık yaşın da...
...
...bilmiyorum, kaç oldun aslında...
Ama artık yaşın da geçiyor, büyümen gereken yıllarını...
Dön, yıllardır korkup da kaçtığın aynalara bak da
Neyi söküp çıkartmak istiyorsan yap artık,
Artık yap,
Durma.
Gitme artık, isimlerini bile telafuz edemediğim şehirlere,
Yetişemiyorum diyorum, yorgunum, anlasana,
Kovalayamıyorum artık hayallerimi senin yaptığın gibi,
Üzüyor beni bu hayat, ben yapamıyorum.
Haksızlık etme kendine, sen bırak onları, lütfen, beni dinle,
Anlıyorum, yemin ediyorum biliyorum neler hissettiğini,
Sana "Unut..." demek de saçma, "Düşünme..." demek de,
Ve merak etme, ben de bunları söylemeyeceğim,
Ama unut artık, düşünme
Çünkü çoğu zaman,
"Çoğu günler artık aklıma gelmiyorsun bile..."
Sonra, kendini senden geçen her rüzgarın önüne atıyorsun. Neden?
Bir de küçük çocuklar gibi uzaklaşabileceğine inanıyorsun
Seni kendine zincirleyen tüm kederlerinden...
Yahu yok böyle şeyler, bu işin sonunda yüzleşmek zorunda kalırsın kendinle,
Üzülürsün.
Şimdi düşününce, nereden nereye yahu...
Nasılsa bana da kulak asmayacaksın,
Kelimelerimi tüketiyorsun birden,
Ve senin yüzünden sabahı göremeyeceğiz bir gün.
Bu kadar içme yahu, harap etme kendini bilmediğin şehirlerde...
Taşıyamıyorum artık seni soğuk, yalnız ve uykusuz gecelerde...
Yapma yahu,
Yapma bana böyle,
Yapma artık...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 22:42 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
23 Aralık 2008
Gündüzler ve Geceler Boyunca
Kendimi vurabilirdim biraz daha geç kalsan,
Veya sesini duymamış olsam,
Çoktan ölmüş olabilirdim şimdi...
Yüzünü bir daha hiç göremeyebilirdim,
Belki bir daha hiç görmeyeceğim gibi...
Hatta, aynı şehrin ayrı sokaklarında,
Yanlışlıkla karşılaşmamızın hesaplarını yapmazdım geceler boyunca...
Onlarca kurşun çıkartmak zorunda kalabilirdin benden,
Bir an olsun, gözlerimi sana çevirmek istemesem,
Belki güneşleri bile doğurmazdım, bilmiyorum,
Artık soğuk gecelerde tek başına neler yapardın.
Bir ihtimalle, vücudumda işaretlerini bırakmazdın,
Hiçbir zaman anlatamayayım diye,
Hiçkimselere...
Geç kalmaya hakkımız yoktu zaten,
Her şey, olması gerektiği anda gerçekleşecekti,
Ama yine de ellerin tam zamanında dokundular, ayrı ayrı,
Sesinle, olması gerektiği zamanda fısıldadın kulaklarıma,
Bana baktın,
Durdun,
Durdun,
Tam zamanında...
...ama ben, şimdi
Bu şehrin sokaklarında,
Seninle yanlışlıkla karşılaşmanın hesaplarını yapıyorum,
Gündüzler ve geceler boyunca...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:46 ||
Bence...
14 Aralık 2008
Birkaç Seneden Daha Fazlası
Hepimiz, bir anda, ölüyor bulacağız kendimizi...
...ama belki zamanın güzelliği de buradadır.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:57 ||
Bence...
11 Aralık 2008
Binlerce Kişiydik Belki
Yirmibir.
Sıfır, üç.
Sıfır, dokuz.
Binlerce kişiydik belki,
Binlerce...
Ve birbirimize rast gelmemiz,
Bir mucizeydi bence...
Ki ben,
Ben güneşin hemen altındaydım,
Sen biraz daha uzaktaydın, bana kalırsa
Mutluluğuna göre...
Ama olsun, yıllar önceki yerimizde sayılırdık
Ve seni, aynı yere dönmüşsün sayıyorum
Bütün acılarımın ederi olarak...
Gördüm, gözlerime inanamadım.
Ne zaman başımı çevirsem
Sen oradaydın...
...ve binlerce kişiydik belki, binlerce...
Önce beni göremeyeceksin diye telaşlandım,
Sonra ise, beni göreceksin diye...
Bir ara kalabalıklar içinde kaybolmaya bile çalıştım,
Ama nasıl yapabilirdim ben,
Ben güneşin hemen altındaydım.
Bir süre sonra artık göremiyordum,
İnan, gözlerimle çok aradım seni...
Bakabileceğim her yere baktım,
Anlamadım, kaybolmuştun sanki...
Binlerce kişiydik,
Onbinlerce,
Yüzbinlerce belki,
Bana, milyonlarca gibi geldi.
Yapayalnızdık o meydanda...
...biri sen,
Diğeri ben,
Sadece,
İki kişi...
...birbirimizi bulamadık...
Kim Yazdı: VaGa || Saat: 23:22 || Bence...
08 Aralık 2008
Arada Bir Olurmuş Öyle
Seni, geceleri bıraktığım gibi bulamıyorum gündüzleri
Ve düşlerimi düşürdüğüm gibi düşleyemiyorum gözlerinde...
Bir tutku gibi,
Hatta biraz ıstıraptı kalbimde...
Olsun,
Anılarıma göz attım, arada bir olurmuş öyle...
Seni, geceleri bıraktığım gibi göremiyorum gündüzleri
Ve ne kadar özlüyorum, bir bilsen, buz kestiğim gözlerinde...
Buharlaşan bir nefes gibi,
Hatta biraz buruktu içimde...
Olsun,
Anılarıma göz attım,
Arada bir,
Olurmuş öyle...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:02 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
26 Kasım 2008
Uçurum Gibi Uğultular
İnsanlar bir süredir her şeye sağır olduğumu sanıyor.
Ben, kulaklarımda
Uçurum gibi uğultularla yaşıyorum.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:03 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
19 Kasım 2008
Artık Sorun Olmaz Senin İçin
İsmini ne zaman duysam, üşüyorum
-ki ismin, hayatım boyunca asla besteleyemeyeceğim bir müziktir,
Benim için...
Her seferinde biraz daha soğuk,
Biraz daha karartıyor gözlerimi,
Ve biraz yaşarmışlar,
Sanırım, artık sorun olmaz senin için...
Biraz daha yalnız,
Biraz daha eksik,
Ve biraz daha kör, ama nasılsa
Artık sorun olmaz senin için...
Masalarda daha fazla boş kadehler,
Biraz daha yol,
Dudaklarda teselliler...
...ama sorun olmaz senin için...
Elime ne kadar hüzün geçtiyse sakladım
-ki hüzün, karanlık sokaklarda yürümeye mahkum olmaktır,
Benim için...
Şimdi, her zamankinden daha acıklı,
Daha ölümcül,
Ama daha saf...
Ve zaman geçtikçe,
Daha taze...
İsmini ne zaman duysam, üşüyorum
-ki ismin, hayatım boyunca asla besteleyemeyeceğim bir müziktir,
Benim için...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 23:39 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...