07 Şubat 2005
Kayip giden duygular..
Ve Istanbulda kar yagdi bu sabah... Ben bu yilda, gecen yilki gibi heyecanlanmadim bundan. Oysa ben eskiden, simdi kardesimin yaptigi gibi camda karin yagmasini bekler, sikilmadan izler ve onunla oynardim... Neden cocukluk heyecanlarimi kaybediyorum? Neden her gun kendimi daha duygusuz, daha az heyecanli, daha az aci ceker, daha az sinirlenen biri olarak buluyorum? Nereye varacak bunun sonu? Bir kac yil sonra tum duygularimi yitirmis mi olacagim? Hayir, bunu istemiyorum.. Is Te Mi Yo Rum...
Gec yazdigim icin ozellikle vagadan, sonra da takip edenlerden gercekten ozur diliyorum...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 01:09 ||
Bence...
08 Şubat 2005
Kibrit, mum, karanlik...
Karanlikta giderken,
Bir mum buluyorum
Ve mumu yakmak icin,
Cebimden bir kibrit cikartip cakiyorum.
Sonra kibriti muma dogru uzatiyorum,
Tam mumu yakacakken,
Kibrit sonuyor.
Muma bakiyorum;
O coktan erimis.
08.02.2005 - 00:25
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 01:30 ||
Bence...
11 Şubat 2005
Zamanda Kayboluyorum...
Hemen hemen hic duzenli bir yasamim olmadi. Uyku saatlerim bile bazi donemler haric duzensizdi. Ve yine duzensiz. Fakat artik yasamim zamanda kayip. Duzensiz bir duzenin icindeyim.Supesizdir, hemen hemen hepiniz kacta yatip kalktiginizi biliyor ya da en azindan sik sik saate bakiyorsunızdur. Cevremde, yani sadece 1 metrekarelik alanda 3 adet saate sahip olmama ragmen, ben saate bakma aliskanligimi kaybetmeye basladim.
Sabaha kadar uykum gelmiyor, vakit sabaha yaklastiginda evden birileri uyaniyor, ya gozum saate takiliyor ya da "Daha yatmiyor musun?" sorusuyla saatin 5 civari oldugunu anliyor ve yatiyorum..
Oglende ise, "hadi, saat iki oldu. Kalk da kahvalti edelim, seni bekliyoruz" gibi bir cumle ile uyaniyorum. Yok, daha erken uyansam saat konusunda bir sekilde uyariliyorum. Ama eger boyle bir uyari almasam, saatten kesinlikle haberim olmayacak... "Hava karardi ve hava aydinlandi" iste yeni bir gun daha...
http://www.cals.lib.ar.us/butlercenter/abho/photos/UAPB%20clock%20tower.jpg
http://photo1.dukenews.duke.edu/pages/Leigh/Clock.Tower.jpg
http://web.mit.edu/romania/www/Romania/Photogallery/Places/baia-mare-clock-tower.jpg
http://collections.ic.gc.ca/churchandcommunity/images/architecture/Palladian%20Architecture/Town%20Clock%20Tower%20--%20Do0026.jpg
http://www.rootsweb.com/~ctlitch2/towns/sharon/photos/clock-tower.jpg
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 22:00 ||
Bence...
12 Şubat 2005
Tek Kisilik Satranc Turnuvalarim...
VaGa yazdi ya log'unda, son zamanlarda hep ciddi seyler yazdık... Ki, logo "bence" yazmayip, ozelden yorum yapan bazi kisiler (evet, o sensin!) son yazilarimi karamsar dahi buldu. Madem oyle, biraz farkli bir konudan bahsedelim...
Son zamanlarda en cok keyif aldigim seylerden biri de VaGa ile sabahin 4'unden sonra 1-1,5 saat satranc oynamak. Son zamanlarda iyice savas alanina donen beynimi biraz olsun toparlamam, dikkatimi yukseltmem ve eglenmem icin iyi bir gerec satranc...
Ilk satranc deneyimlerimi 6 yasimdayken yasadim. Babam bir sure once bir sigorta sirketinde ise baslamis ben de annemle ziyarete gitmistim. Odada 2 koltuk arasinda duran sehpada bir satranc takimi vardi ve ben merak salinca oradan bir abi ogretmeye baslamisti. O anda da kolayca ogrendim. Abinin, 2. oyunumuzda bilerek bana yenilmesi ile de ilk zaferimi almis ve kendime bir satranc almaya karar vermistim. Annemin fiyatini bir 0 fazla okudugu icin alamadigi satranci, aksam isten gelirken babamin almasiyla tek kisilik satranc turnuvalarim da baslamis oldu...
Bugün, tüm soguga ragmen t-shortumun userine bir ceket aldim ve bir yarim saat disari ciktim. Amacsizca caddede dolanirken (ki bu cadde bagdat caddesi degil) gordugum harika ve bir o kadar ucuz satranc takimini aldim. Uzeri aynadan bir satranc tablasi olan aksap, mucehfer kutusu bicimli bir kutu ve kutunun icinde taslar icin ayrilmis alanlara ozenle yerlestirilmis, camdan yailmis satranc taslari. Oynamaya kiyamiyorum. (:
Tek kisilik satranc turnuvalarim tekrar basladi...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 20:20 ||
Bence...
13 Şubat 2005
Küçük Kalp Atışları...
Çok tehlikeli bir nesil büyüyor, çok tehlikeli bir nesil geliyor. Onlar, her şeyden nefret ediyor.
Bir nesil, sevgiye aç. Aslında hepsi tok, nefretle büyüyor. Haksızlığı istemiyor, hor görülüyor.
Kendi seçimlerimiz olduktan sonra, bazi sonuçlara katlanılması kolay oluyor.
Bazıları acı veriyor, pişmanlık hissettiriyor.
Bazılarına ise kulak asmamamız gerektiğini ögreniyoruz; çünkü önemli olmuyor.
Bazen de, sadece önemli olmadığını düşünmek istiyoruz; ama bizi sürekli rahatsız ediyor.
Rahatsız olduğunda, bazı şeyler hiç başlamamış oluyor..
...veya hiç başlamayacak...
...veya tamamen bitmiş...
...ve hiçbir zaman tekrarlanmayacak.
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 22:56 ||
Bence...