Beklenmeyen bir etki görüldüğünde, doktorunuza başvurunuz.
17 Mayıs 2005
Hayat Biraz Şuna Benziyor Sanırım...
HicBirSey.net


Belki biraz da buna benziyordur hayat,
Kendini boşluğa bırakıp, şuursuzca düşmeye...


Hiç düşünmeden olacakları,
Hayallerin peşinden gitmeye...
Tüm riskleri alarak,
Amaçları gerçekleştirmeye...

Belki biraz da buna benziyordur hayat,
Kendini akıntıya bırakıp, kontrolsüzce sürüklenmeye...


Atlarken düşünmediğin sorunların,
Düşerken başını ağrıtmasına...

Belki biraz da buna benziyordur hayat,
Bilerek, ölüme atlamaya...


Belki biraz da buna benziyordur hayat,
Düşerken gülmeye...

Kim Yazdı: VaGa || Saat: 16:21 || Buna 4 Defa Bence Denilmiş...
18 Mayıs 2005
Stanley Kubrick Amca...
HicBirSey.netZaman zaman loglarımda beğendiğim filmlerden, ilgimi çeken repliklerden, beni etkileyen sahnelerden bahsediyorum. Bu kez de bir yönetmen takıntımdan bahsedeceğim: Stanley Kubrick...

1928 yılında doğmuş, 1999'da da ölmüş bu yönetmen için, keşke bir 15-20 yıl geç doğmuş olsaydı da, o filmleri bugünkü teknoloji ile çekebilseydi diye düşündüm. O zekasını, simetri hastalığını, çeşitli takıntılarını bugününün teknolojisi ile birleştirip o filmleri çekmiş olsaydı, o "tadından yenmez" güzellikteki filmler "üstüne film izlenmez" kıvamına glecekti belki..

Aslına bakarsanız sadece üç filmini izledim Kubrick'in. Fakat bu üç filmle koleksyon yapmaya karar verip diğer filmlerini toplamaya başladım bile...

*** Buradan Sonrası Bazılarınız İçin Spoiler Olabilir ***

A Clockwork Orange (1971):
Yaklaşık 2 saat kadar süren film, aşırı suç işleyen, şiddeti seven, acımadan adam öldüren, tecavüz eden bir genci (Alex) anlatıyor. Filme adını veren konu: Alexin cezasını tamamlamadan yeni bir yöntemle tedavi edilmesi ve şiddede karşı gereğinden fazla hassas olması, verdiği tepkilerin "otomatik"leşmesi.
Filmin ilk bölümü, yani tedavi öncesi Alex'ten nefret ediyor, tedavi sonrası ise Alex'e acıyorsunuz ve gerçekten etkiliyor. Aynı zamanda kapı zili gibi detayları bile düşünmesiyle Kubrickin güzelliği ortaya çıkıyor. Aynı zamanda Alex'i bir suda boğma sahnesi vardır ki Kubrickin takıntıları yüzünden tek planda çekilmiş, çocuk telef olmuştur...

The Shining (1982)
İzlediğim en uzun (2.5 saat) ve en etkileyici gerilim filmi... Kubrick amcam yerdeki halılardan, duvardaki duvar kağıtlarına kadar tüm detaylarla ilgilenmiş, korku öğesi olmayan çok basit ve sıradan sahnelerle bile germeyi başarmış ve son sahnesinde duvardaki bir fotoğrafı insanın beynine çivi gibi çakmıştır. Bu filmi araştırırken, filmlerinde takıntıları ve yaptıklarıyla tam bir psikopat olduğunu düşündüğüm(üz) yönetmenin, aynı zamanda nasıl hiç öyle olmadığını da öğreniyoruz. Tüm film boyunca gördüğümüz küçük velet Danny, tüm çekim dönemi boyunca Kubrick'in koruması altında kalmış ve oynadığı filmin bir korku filmi olduğunu film vizyona girdikten sonra öğrenmiş...

*** Buradan Yukarısı Bazılarınız İçin Spoiler Olabilir ***

Aslında Kubrick'ten daha fazla bahsetmek istiyorum fakat ne çok uzun bir log olsun istiyorum, ne de yazacak kadar fazla vaktim var. Sanırım zaman zaman Kubrick filmlerinden bahsetmeye devam edebilirim...
Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 17:01 || Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
19 Mayıs 2005
Her Hücrem Doluyor Teker Teker...
HicBirSey.netMüzik yapmak istiyorum...
Kulaklarım müzikle dolsun istiyorum...
O kadar çok sesli olsun ki...
Çünkü başka bi şey duymak istemiyorum.
Müziğin, her yerimi sarmasını istiyorum gözlerimi kapattığımda...
Ayaklarımı yerden kesmesini istiyorum.
Kendi içine alıp, beni kaybetmesini istiyorum.
Tamamen parçalarıma ayırıp, soyutlaştırmasını istiyorum.
Belki bu şekilde ölümsüz olurum...
Beynimin başka bir şeyle meşgul olmasını istemiyorum.
Belki, bu şekilde düşüncelerimi de durdururum...
Kim Yazdı: VaGa || Saat: 15:38 || Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
Sevip De Sevilememek...
Hayatta hep dönen bir çark vardır. Seversin karşılığı yok, sevilirsin karşılığı yok. Hayat budur aslında... Hiçbir şey yolunda gitmez ya da biz öyle düşünürüz. Ben sizi fazla bekletmeyeyim.  Ben de aşık olmuştum bir keresinde... Çok sevdim ama ama... Bu kadar işte.
Yoktu karşılığı; ama var gibi davranır, ümitlenirsin. Bu kadardır işte! Sonra sıraların üstüne ismini yazmaya başlarsın, şarkılar bestelersin, onun sınıfının kapısı senin baş mekanındır. Ama hepsi  bu işte... Acılar çekersin, bir çok fedakarlık, yalan bile sölersin, arkadaşlarınla karşı karşıya gelirsin bazen... Ama sen yine seversin bazen yasak aşk olur adı; ama sen yine seversin.
İşte bu kadar benim hikayem... Tek özeti vardır; seversin ama karşılığı yok... En acı şeydir bu, insanı en çok acıtan şeydir bu...
Mutlu olmak istiyorsan seni seveni sevmeye ÇALIŞ; ama karşındakini incitme :)))
Kim Yazdı: osssge || Saat: 01:30 || Buna 4 Defa Bence Denilmiş...
20 Mayıs 2005
Grah! Yoruldum...
Aynen öyle.. Yoruldum ama değiyor gibi. Eğer son bir iki gündür tüm gün -hatta gece- durmadan  çalıştığım konularda başarılı olursam, bir iş sahibi olacağım. Bu da benim için müthiş bir keyif...

Yorulduğuma değiyor gibi dedim ya... Aslında "gibi" değil. Bir amaç uğruna sürekli çalışmak, başarmak için elinden  geleni yapmak ve yeterince başarılı olamasan bile geçen süreç içersinde öğrendiklerine sevinmek, bunları başka yerlerde nasıl kullananılabileceğini düşünmek müthiş bir keyif..



Evet, boktan bi log girdim bugün ama işime dönmeliyim yine.. (:
Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 20:43 || Bence...
22 Mayıs 2005
Çok Yüksekteyiz...
HicBirSey.net


... Hepimiz tekrar düşüyoruz dostlarım,
Benim sonbahar yapraklarım...
... Yine beynimizde çok acıklı bir melodi çalıyor dostlarım,
Durdurulamayan acılarım...
... Bakın, bakın... Tekrar güneş batıyor dostlarım,
Ve benim hiç kapanmayan yaralarım...

Dinleyin dostlarım...
Yine çok acı bir melodi dolduruyor kulaklarınızı...
Ve benim hiç bitmeyen yalnızlığım...


Bu sefer bir farkla...

Doğuya bakın...
Güneş doğuyor dostlarım...

Kim Yazdı: VaGa || Saat: 23:45 || Buna 1 Defa Bence Denilmiş...