04 Temmuz 2005
Hadi Forward Edelim..
Hani bir sürü abzürt şey forward ediliyor ya mailler ile her gün.. İşte onlara bir yenisini ekleyeceğim bugün. Kardeşim ilkokul 1. sınıfı bitirdi, sömestr için de 2. sınıf kitabını verdiler. Daha sömestr de 2. sınıf kitabı vermeleri gibi abzürtlüğünü bir kenara bırakalım, sorular çok ilginç...
Morpa Kültür yayınlarından çıkan ve Milli Eğitim Bakanlığından "Tavsiye Kitap" damga(?)sı almış, Morpa Kültür Yayınlarından çıkan ve içinde Türkçe, Matematik, Hayat bilgisi derslerini barındıran Tüm Dersler adlı kitabın 79. sayfasında aşağıdaki sorular yer alıyor...
PS1: Aşağıdaki soruları kardeşimin kitabından baka baka yazdım.
PS2: Bu sorular 1. sınıfı yeni bitirmiş bir çocuğun çalışacağı 2. sınıf kitabından..
----
1) İletişim Nedir?
2) Kimlerle iletişim kuruyorsunuz?
3) Kişisel iletişim araçları nelerdir?
4) Kitle iletişim araçları nelerdir?
5) Eskiden iletişim nasıl sağlanırdı?
6) Günümüzde iletişim nasıl sağlanıyor?
7) Postahanede hangi işler yapılır?
8) Postacının görevi nedir?
9) Televizyon muhabirinin görenleri nelerdir?
10) Televizyon sunucusunun görevleri nelerdir?
11) Televizyon kameramanının görevleri nelerdir?
12) İletişimin bireyler açısından önemi nedir?
13) İletişimin toplum açısından önemi nedir?
14) Telefonda konuşurken uyulması gereken kurallar nelerdir?
15) Televizyon niçin en etkili iletişimdir?
16) Televizyon izlerken uyulması gereken kurallar nelerdir?
17) Posta kodunun önemi nedir?
18) Belgegeçer cihazının önemi nedir?
19) İnternet yayıncılığının önemi nedir?
20) Acil telefon numaraları hangi durumlarda kullanılır?
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 23:24 ||
Buna 3 Defa Bence Denilmiş...
05 Temmuz 2005
Başlıyorum...
Evet.. Çalışmalarım sürse de, o yoğun geçen belalı dönemi bitirdim. Bu da demek oluyor ki, işlerimle birlikte
Hiçbir Şey .Net'i yürütebileceğim. Yarın ufak ufak kodlamalara başlayacağım. Bununla birlikte gelecek olan belirgin yenilikler şöyle:
- Anket Bölümü
- Üye logları sayfası
- Link Logları Sayfası
- Link Gönderiyorum Bölümü
Ayrıca VaGa'nın hoşuna gidecek olan yönetimsem güncellemler ve bir kaç ufak yenilik daha...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 23:09 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
06 Temmuz 2005
Enstantane..
''enstantane'' sözcüğünü ilk kez 1808'de Sör Andrew Hawker adlı bir İngiliz sporcu kullandı. Günlüğünde, o gün çektiği
her kuş resmini enstantane olarak, yani acele, belli bir amaç
olmadan çektiğini yazdı.
Böyle diyor
One Hour Photo adlı filmin bir yerinde. Fotoğrafçılar da genellikle enstantaneler yerine, bir düzeni tercih eder. Fotoğraflarına biçim verirler, uyum ararlar, düzenlerler... Ve çekerler! Oysa bazen makineyi rasgele bir yöne çevirip, hiç bakmadan deklanşöre basmak güzel sonuçlar doğurabilir. Ha, doğurmayabilir.. O zaman çöpe atarız fotoğrafımızı..
Aslında yakınımdaki arkadaşlarım (ve belki siz HBS'nin takipçileri) bilir(siniz). Ben mantıkla yaşamayı, duygularımla hareket etmemeyi, belli bir düzen içersinde olmayı seven, -bazen istem dışı olanlardan şikayetçi olarak- rutin işler yapan biriyim. Buna rağmen, bazen küçük enstantaneleri yakalamanın güzel olacağını düşündüm...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 23:00 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
07 Temmuz 2005
Küçük Su Damlaları...
Omzumun üzerinde,
Küçük su damlaları...
Küçük melekler, küçük kelebekler var aklımda...
Omuz genişliğinde, uzun dar bir köprü...
Ben arkama bakmadan koşarım.
Bastığım yerler,
Büyük bir gürültüyle yıkılır...
Taşlar aşağıya düşer,
Taşlar, yukarıdan üstüme yığılır.
Omzum genişliğinde, daracık bir köprü...
Önümde bir boşluk oluşur,
Ben, tüm gücümle zıplarım.
Aklım, boşlukla buluşur,
Ben, arkama bakmadan koşarım.
Ne aşağısı aydınlıktır,
Ne de yukarısı, güneşin doğmasını beklerken; ben,
Karanlıklarla boğuşurum.
Kanatlarımın üstünde küçük su damlaları,
Ben,
Uçmanın hayali peşindeyim.
Gözkapaklarımın üzerindeki rüzgar...
...ve yine o küçük su damlaları...
Kim Yazdı:
VaGa || Saat: 01:55 ||
Bence...
08 Temmuz 2005
Yüzleri İnceleyelim...
Kitap okuyordum, birden tuhaf bir heyecanla yazma isteği duydum. Okuduğum atırların bir bölümü, aklıma bir huyumu, her zaman yaptığım bir şeyi getirdi. Paylaşmak istedim...
Eğer varış yeri, zamanı belli, uzak bir yere gitmiyorsam, bir araç ile gitmemeyi benimsiyorum. Çoğu zaman amaçsızca, sadece gezmek için yaya olarak dışarı çıkıyorum. Çoğunlukla yol değişmez, caddeye çıkar, belli bir yere kadar giderim. Ardından karşı caddeye geçer ve geri dönerim.
İşte bu yolculuk sırasında (aslında tüm yolculuklarımda) yoldan geçen insanların yüzlerine bakarım. Sonra fikir yürütürüm: "Bu adam bir şeye sinirlenmiş.", "Ne kadar üzgün bir kız?", "Ne kadar da mutlu görünüyor", "Fazla telaşlı..."
Tahminlerin ne kadar doğru bilmiyorum. Fakat, insanları incelemek çok hoşuma gidiyor. Bazen sadece yüzlerine değil, yürüyüş hızlarına, el kol hareketlerine de bakıyorum. Eğer birileriyle veya telefonla konuşuyorlarsa, seslerini de inceliyorum...
Kimi zamansa, kendimi epey kaptırıyorum bu işe. Örneğin bir şeye üzüldüğünü düşündüğüm birini görünce, ne olduğunu sormak ve onu dinlemek istiyorum. Bazı zamanlarda bunlar üzerine kafamda dialoglar kuruyor, zihnimde onlarla konuşuyorum...
Benim gibi abartmasanız bile deneyin! İnsanları incelemek çok keyifli... Üstelik bazıları size gülümseyecek!...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 03:01 ||
Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
Yeniden Doğar Bir İnsan Küllerinden
Ne diye üzer bir insan kendini
Söyle ha, ne diye kahrolur her gece
Bıçak sırtında bir mutluluğu
Ne diye sallar durmadan
İnsan bir kaktüse sarılıp
Sokulup koynuna yatabilir mi her gece
Her gece bin bir işkenceyle kıvranmak isteyebilir mi?
Sormak hata belki
Belki de bir cesaret?
Sevmese doğabilir mi kimse
Her sabah yeni umutlarla
Hiç olmazsa aynı umutları
Yaşatabilr mi yaralı yüreğinde
Dokunmak ister mi ter kokan
Sıcaklığını yitirmiş bir hayale
Her sabah soluyabilir mi şüpheyi?
Sormak hata belki
Belki de bir cesaret?
Her gece ansızın uyanıp sarılıyorsa
Hüzne bürünmüş melodilerle gitara
Bir notaya ağlayabiliyorsa ancak insan
Ne kadar yaşayabilir ha soruyorum
Ne kadar yaşayabilir hüznünü bile
Bir sus işareti ve tekrar ve yeniden
Dönmemeli insan aynı ölçüde hayata
Sormak hata belki
Belki de bir cesaret!
Kim Yazdı:
Camilo || Saat: 00:18 ||
Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
09 Temmuz 2005
Tesadüfler..
Hani bahsettim ya dünkü logumda; dışarı çıkınca yüzleri inceliyorum, onları yorumluyorum... Bugün okumaya başladığım kitabın ilk sayfalarında da, kitabın kahramanın bu huyundan bahsediyordu. Kitap okurken aklıma gelip yazdığım bir konuyu, ertesi gün başka bir kitapta okumak... Hal böyle olunca, tesadüflerden bahsedeyim dedim biraz...
Tamamen kendi seçimim olmadan gelişen, başka etkenlerebağlı gelişen beklenmedik olaylara tesadüf diyorum ben Türk Dil Kurumundan farklı bir tanım ile... Böyle düşünüyorum, çünkü yaşadığımız
her şeyi kendimizin biçimlendirdiği inancındayım.
Kim bilir, belki bu yazı bir kaçınız için bir tesadüf olacaktır. Örneğin bu siteye tesadüfen girmiş olabilirsiniz. Ya da birileri ile tesadüflerden konuşuyorken.. Veya aklınızdan tesadüfler ilgili bir şey geçiriyorken...
Bu siteye girmek sizin seçiminiz fakat bu yazıyı yazmak benim seçimimdi. Üstelik sizin tesadüfleri düşündüğünüzü bilmeden. (evet, şimdi biliyorum!)
Yola çıkmak sizin seçiminizdir ama aynı yolu, aynı zamanda bir arkadaşınızın da kullanıyor olması değil...
--
Hepimizin hayatında bir çok zaman görülebilen ilginç şeylerdir tesadüfler... Herkes farklı yorumlar. Kimi kader der, kimi şans der, kimi de başka bir şey. Fakat tümü, aslında kendi seçimlerinin oluşturduğu küçük sürprizler olduklarından habersizdirler.
Fakat her ne olursa olsun, -çok olumsuz bir sonucu olmadığı sürece- bu küçük, şaşırtıcı oyunlar keyiflidir...
Kim Yazdı:
NaturelGS || Saat: 22:52 ||
Bence...