Çevirerek açınız.
11 Temmuz 2005
Rüyalardan Uyanırken...
Bir sabaha karşı,
Uyandığımda,
Bacağımda bir silahın namlusu...
Adam konuşur...
Korkarım,
Gözlerimi açamam.

Silahı doğrultur.
Rahatlarım,
Ama kulağıma eğilir:
"Diğerlerini bulmam gerek."

Cesaretimi toplar,
Gözlerimi açarım o anda,
Yanımda...
Yanımda karanlık ve ağır bir hava...
Kim Yazdı: VaGa || Saat: 01:09 || Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
12 Temmuz 2005
Beklemek..
Karşılıksız beklemek;

Bir şeylerin hesabını yapmadan sadece beklemek..

O kadar saf ve masum bir bekleyiş ki bu..

O yoksa siz de yoksunuz? Yaşamınız onun yaşamına bağlı.

Aynı ruhu taşıyor, aynı bedenden nefes alıyorsunuzdur, aynı
bedenden yiyip, içiyorsunuzdur...

Bir tarafta özgürlüğünüz, diğer tarafta ruhunuz ve yaşam kaynağınız?

Siz hangisini tercih edersiniz?
Veya bir tercihte bulunur muydunuz?

Sizi böyle bekleyecek veya sizin onu öyle bekliyebileceğiniz yeryüzünde biri var mı?
Kim Yazdı: Eric || Saat: 22:47 || Buna 4 Defa Bence Denilmiş...
13 Temmuz 2005
Özürle, yazıyorum...
İki gündür arkadaşım Yunus ile birilerine sürpriz hazırlama telaşına düştük. Bu esnada da log yazmam gerektiği tamamen aklımdan çıkmış. Biraz gecikmeli de olsa şimdi yazacağım bir şeyler...

Aslında öyle tuhaf bir yorgunluk ki bu. Kekeleyerek konuşmaya başladım. Yapmaya çalıştığımla yaptığım davranışlar farklılık gösterdi. Ekranda hiç bir şeyi göremez oldum. Eh, pixel pixel çalıştıktan sonra oluyor böyle. Yaklaşık 40-50 yerde, 8 pixellik ölçüler çizdik. Bir çok karmaşanın içinde dolandık. Haliyle günü tamamen aptallaşmış bir şekilde kapattık.

Ha bir de tüm bunları yaparken, bir yandan da komşunun yeni aldığı laptop'a işletim sistemi ve ıvır zıvır programlar kurduk. Sonuç olarak şu an üzerimde müthiş bir sersemlik var...

--
Bu arada fark ettiniz mi bilmiyorum ama siteye anket koydum. Yakın zamanda güncelleyip geliştireceğim bunu... Oy vermekten çekinmeyin. Size de çıkabilir...
Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 00:29 || Buna 2 Defa Bence Denilmiş...
14 Temmuz 2005
Bir Süre Ayrılıyorum...
Aslında, son dönemlerdeki özensizliğimin üzerine hiç de hoş bir gidiş değil bu. Fakat gerekli. Bilgisayarımda donanımsal bir takım arızalar mevcut. Benim masraf yaparak üstesinden gelebileceğim sorunları, garanti çerçevesinde serviste yapmak niyetindeyim. Bu nedenle bu gece veya yarın, bilgisarımı servise bırakmak zorundayım. Yokluğum sırasında, tweety yazmaya devam edecektir. Eğer bir şekilde nete girme imkanım olursa bu süre içersinde, bir şeyler yazacağım yine...
Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 17:47 || Buna 3 Defa Bence Denilmiş...
15 Temmuz 2005
Bilgisayar Anılarım - 1
Oh yeah (kamon biç) (öeh?)...
Beklediğimden kısa sürede bilgisayarım onarıldı ve ben yazmaya devam ediyorum. Hazir bilgisayar arızalanmış, servise gitmişken,  ben de bilgisayar ve bilgisayarcı anılarımdan bahsedeyim dedim. Hayli ilginçtir aslında bilgisayarcı insanı. Acemi bir bilgisayar kullanıcısının da anıları komik olmalı. En azından ben gülebiliyorum şimdilerde geçmişte yaşadıklarıma. (Son cümlemde bir yamukluk mu var?)

***


İşte yazmaya yukarıdaki paragraf ile başladım. Fakat yazmaya başladıkça, bilgisayarla benim için ilginç olan, beni heyecanlandıran pek çok anımın olduğunu fark ettim. Fark ettiğim bir diğer şey ise, kendimi kaptırıp uzun uzun yazıyor olmamdı. Bu nedendendir, yazımı tek parça halinde yazmayıp, uzadığı yere kadar giden mini bir dizi yapmaya karar verdim. İlk paragrafım, aşağıdaki paragraf ile sürüyordu...

***

İlk Gece heyecanı!



HicBirSey.netİlk bilgisayarım 13. doğum günümde hediye edilmişti bana. Pentium-s, 133mHz bir bilgisayar. Üzerinde 24mb ram ve 2gb hard disk var. Bir cd-rom ve ses kartına da sahip değil. O zamanlar bilgisayar dünyasına uzak ben için, tüm bu veriler bir anlam taşımıyor tabi ki. Her birinin ne olduğundan, ne işe yaradıklarından bihaberim. Aslında az önce saydığım tüm bu özellikleri de bilmiyordum. Sadece "bilgisayardı"...

Bilgisayarım teslim edildiği gün, yeni "oyuncak"ıma kavuştuğum için gerçekten çok mutluydum. Elemanlar bilgisayarı teslim edip, masanın üzerine koyduklarında ve kablolarını bağladıklarında garip bir heyecanla  olup biteni izliyordum. Bilgisayarcı abiler "her şey tamam" deyip gittiklerinde, bilgisayarın karşısına kuruldum ve başladım oyun oynamaya...

HicBirSey.net
Bi dakka! Oyun mu dedim ben? Yoo.. Hayır. Karşımda sadece "C:/>" yazan, yazılar yazabildiğim siyah bir ekran vardı. Yanımda ise, bilgisayarla birlikte hediye edilen "Kim korkar hedelerden" tarzı bir bilgisayar kitabı vardı. Yazar, ilk bilgisayar deneyiminden başlayıp, bilgisayarlı hayatını anlatmış. Bununla birlikte kitapta bolca da komut vs. vardı. Bakmayın şimdi siz yukarıdaki resimdeki "Windows 98" ibaresine. O zamanlar Windows 95 vardı. O da bende yoktu...

Bende Windows yok. Yok da.... Bundan benim haberim var mı ki? Windows  nedir onu dahi bilmiyorum. Hatta kendisinin varlığından bile bihaberim. Tüm gece boyunca o "Kim korkar hedelerden" türündeki kitabın sayfa aralarında gördüğüm komutları tek tek denedim. Fakat nafile! Hiç bir şey olmuyor: Bad command or file name. Bu mesaj, kabusun en önemli parçası olmasına rağmen, ben ne tür bir dramda baş rol oynadığımın farkında bile değildim.
Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 21:16 || Buna 3 Defa Bence Denilmiş...
Ağaçtaki Anılar...
Belki altında öpüştüğün bir ağaç vardır;  "o ağaç"

ya da

Annenin zorla yedirmeye çalıştığı kapuskadan kaçmak için dallarının arasına saklandığın...

Belki de minik bir kediyi kurtarmaktı amacın tırmanırken ve hatta yere düştüğünde, tepeden yapraklarını göndermiştir sana canın acımasın diye...

ya da

Okul bahçesinde yaşlı bir çınarın altında çalışmışsındır dersini belki. Ve tabii ki uyuyakalmışsındır gölgesinde...

ya da...
Kim Yazdı: Eric || Saat: 12:41 || Buna 5 Defa Bence Denilmiş...
16 Temmuz 2005
Oyun: Blix...
Satırların sağ ve solundaki butonlarla, satırları bastığımız butonun taraına çekiyoruz. Amacımız, dikey olarak 3 aynı rengi üstüste dizmek. Moves değeri ise, surun oluşturmadığımız, boş kaydırma sayısıdır. Bir anlamda can hakkımız...


Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 19:32 || Buna 4 Defa Bence Denilmiş...
17 Temmuz 2005
Bilgisayar Anılarım - 2
HicBirSey.netBad command or file name Mesajlarıyla, neredeyse sabahı ettik. Ben umutsuzca yatağıma girip, yeni günü beklemeye başladım. Gün içinde kuzenim, elinde bir kutu dolusu disketle gelip bir şeyler yapmaya başladı bilgisayarıma. Evet. Tahmin ettiğiniz şey! Windows 95 kuruyordu. Birinci disketi koyar, biraz zaman geçer: "Pıliiz insört disk 2" mesajı gelir. 3, 4, 5... 14, 15... Bilmem kaçıncı diskete geldiğimizde, Windows da kurulmuştu. Yaşasın! Oyun oynayabileceğim. Yani şey.. Sanırım... Öyle zannediyorum. Galiba...
Windows kurulumunun ardından, ses kartım olmadığı için güzel(?) sesiyle Windows açılış melodisini taklit ederek... Ya da taklit etmeye çalışırak bana Windows'u tanıttı...

Artık o lanet olası (koca kıçlı) siyah ekrandan kurtulmuştum. Üstelik bununla yetinmeyip, artık oyun oynayacağım için sevinmiştim. Kuzen de geçip giden zamanın tükenişinde kaybolmamak için (Offf.. Ne edebiyat yapıyorum ama.. Biraz da felsefe yapsam harika bir yazı olacak. Evet...) hızlıca bana Solitaire ve Mayın Tarlası öğretti. Aslında öğretmedi. Sadece şöyle bir gösterdi. Ve gitti. Ben adını hala telafuz edemediğim, ve hatta doğru yazıp yazmadığımı bilmediğim Solitaire oyunun 2 gün sonra öğrendim. Mayın Tarlası'nın mantığını ise, yıllarca anlayamadım.

HicBirSey.netEh.. Bir yerden sonra sıkıyor tabi bu oyunlar. Aslına bakarsanız, yazı da sıkıcılaştı. Ne garip şey. Böyle başlamamıştım ben yazmaya... Her neyse, ne diyordum? Hah! Oyunlar... Oyunlar, eğlendirebilirliğini (hı?) kaybettiği vakit, ben de Paint'e merak saldım. Bu işte gerçekten çok tuhaf ve çok aptalca. Ben paintte her gün, saatlerce, anlamsızca çizdim durdum. Üstelik 3-5tanesi hariç hiç birini kaydetmedim de. Bir şeye benzese kaydedeceğim aslında. Ama.. Olmayınca olmuyor. Neyse, boş verin. Zaten Paint de sıktı beni. Yeni uğraşlar bulmak gerek...

Kim Yazdı: NaturelGS || Saat: 14:39 || Bence...