Doktor tavsiyesine göre haricen kullanılır.
28 Ocak 2010
Bir Şarap Kadehinin İçine Düşmüş Gibi -1-
Kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi... Caddenin sesi hariç, salon sakindi. Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim; sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...

Sessizliğin içinde, sesler aradım. O kadar uzun bir süre aradım ki, birkaç saniyeyi geçmemiştir hiçbiri... Bir adım atacak oldum, ayağım yerden kesilmedi. Bacaklarım da birer çivi gibi tutuyorlardı beni, bulunduğum yerde... Hiçbirini üstelemedim. Kendi varlığımı yargılamam gerekirken, tam anlamıyla odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi... Belli ki, henüz kendime gelememiştim.

Pencerenin kenarındaki geniş koltuğa oturmuş, o gürültülü caddeyi seyreden biri vardı. Onu dakikalar sonra fark ettiğimde anladım; yeni yeni kendime geliyordum. Saçları biraz yüzünü kapamış, bazen hıçkırıp, burnunu çekiyordu kendisine bile fark ettirmemek istercesine... Ancak fark etmemek olanaksızdı. Salonun kızıllığını fark etmemek kadar olanaksızdı bu...

Hala loş renkleri düşündüğümü fark ettiğimde, henüz kendime gelmediğimi düşündüm. Sonra hemen dağıldı bu düşünceler, sigara dumanı gibi, havada... Sesimi çıkartmadım.

Kim olduğunu öğrenmek ve belki yardımcı olabilmek amacıyla yanına yaklaşmak istedim. Çok saldırgan olmayan bir ses tonuyla, "Defol..." dedi.

Arkasına bile dönmemişti. Salonda olduğumu bile anlamadığını sanıyordum. Sahi, buraya ben nasıl gelmiştim?

-Ben... Ben belki...

"Defol!" diye çığlık attığında, her bir ses dalgası yüzüme tokat gibi çarpmıştı resmen... Madem bu kadar çok istiyordu gitmemi, yine o tavrımla arkamı döndüm salona... Ağır adımlarla salonun çıkışına yürüdüm. Daha nereye defolacağımı bile bilmiyordum. Bilmeden yürüdüm, yürürken sorularımı da topluyordum salondan:

"O genç kadın kimdi acaba?"

Varlığımı bile sorgulamadığım geldi aklıma, o gürültülü caddeye çıktığımda... Önce, insanların hiçbirini göremedim. Sanki bütün arabalar kendilerince gidiyorlardı, gitmeleri gereken yerlere doğru... Ve yaya geçitleri boştu, sanki bütün ışıklar boşluklara yanıyordu. Önümden gülüşerek geçen üç arkadaşı görmemle birlikte caddedeki bütün insanlar birden beliriverdi. Her yer insan doluydu; arabaların içi, kaldırımlar ve yaya geçitleri... Bu gerçekliği fark etmemle beraber, henüz kendime gelemediğimi düşündüm.

Soğuktu... Paltomun yakalarını bir araya getirmeye çalışırken, pencereye göz attım. Boştu... Hiçbir şey olmamış gibi caddenin bir yanına doğru yürümeye koyuldum, defolabileceğim bir yer arayarak...

Kendime geldiğimde loş bir salonun kapısında duruyordum. Etraf biraz dağınıktı ve istisnasız her yere kızıl tonlar hakimdi. Öncelikle kendi varlığımı yargılamam gerekirken, odanın büyüsüne kaptırmıştım kendimi...

Sakindi...

Bir şarap kadehinin içine düşmüş gibiydim...

Sanki biraz daha nefes alsam sarhoş olacaktım...

...ve kim bilir nerede ayılacaktım bir dahaki sefere...
Kim Yazdı: VaGa || Saat: 02:11 || Buna 1 Defa Bence Denilmiş...
HicBirSey.nnet
Kim Yazdı: mercan || 28 Ocak 2010 || 17:49
Ben hala kendime gelemedim..biraz daha okusam..

Sonu harikaydı, çok büyük bir gerçeği vururken yüzüme bir yandanda hikayeni mükemmelleştiriyor.

Sonunda geri döndün kelimelerden oluşan sahnene(;
Sabırsızlıkla serinin devamını bekliyorum..